4 Haziran 2012 Pazartesi

Hediye

Hep aynı yerde görüyorum onu. Göremediğimde merak ediyor, neden gelmemiş olabileceğini düşünüyorum; gözlerim, yerine gelen bir başkasının onunkine benzeyen ellerinde. Gördüğümdeyse hep aynı şey oluyor. Üzerine büyük geldiği için ikide bir yukarı çektiği pantolonundan çok, yüzüne sığmayan o gülümseme acıtıyor içimi. Bir insan böyle güzel gülebilir mi? Üstelik bu kadar arabanın ortasında. Ve gün, nefes alınmayacak kadar ağırlaşmışken akşamın kıyısında. Ama gülüyor işte.
Kirpikleri bir kuşun kanatları misali açılıp kapanıyor gök mavisi gözlerinin üzerinde. Yanaklarında gülümsemesinin derinleştirdiği iki küçük gamze. Ve elinde bir demet çiçek. Oysa bir kıza çiçek vermek için henüz çok küçük daha. Hele birine çeşitli imâlarla çiçek satmak için çok daha küçük. O da bunu biliyor olmalı ki, hep usulca başka tarafa çeviriyor yüzünü, ne zaman bakışlarımın üzerinde olduğunu farketse. Üstelemiyorum ben de hiç. Belki diyorum, bu utangaçlığı yüzden bu kadar acemidir, elini araba camlarına uzatırken. Ya da belki bütün erkekler onunla aynı yaşta oluyordur, kim bilir, bir kadına çiçek hediye ederken.