14 Temmuz 2008 Pazartesi

Sevgili günlük...

Tatilden sonra çalışmaya başlamak ne zor oluyor. Bütün herşey, kaldığı yerden ama biraz daha fazla çaba sarfetmeni gerektirerek devam ediyor. Biriken evraklar var masada, malum. Çok güzel bir fincan hediye getirmiş Gülüş bana. Bir kahve yapıp içmeye başladım keyifle, yeni fincanımdan.
Düşünmemem gereken onca şey ve biran önce yoluna koymam gereken onlarca iş. Tam bir karmaşa var aklımda. Güya tatilden döndüm ama öyle bir yorgunluk var ki üzerimde. Evrakların arasında gereksiz bir kağıt bulunca, elime bir fırsat geçirmiş gibi yazmaya başladım. Yarına yetişmesi gereken işleri unutarak biranda.
Aslında eve dönmek ne olursa olsun güzel. Altından saraylar bile olsa gittiğin yerler, sana ait olduğunu hissettiğin, kendini oraya ait hissettiğin bir küçük oda bile tercih edilir o saraylara her zaman. Tabi dönüşümü hiç böyle hayal etmemiştim ben, orası ayrı. Neyse…
İnsan hayatı çok kısa zaman dilimlerinde nasıl değişiyor, bir daha farkettim. Farkettiğim daha çok şey var tabi. Mesela, insanlara ne kadar çabuk inandığım, herkesi kendim gibi sandığım, kötülük düşünemediğim. Ve saflığımı bazen salaklık boyutuna vardırdığımı filan. Demin neyse diyerek bu konuyu kapatmıştım sanırım ben. Bu sefer gerçekten neyse…
Hem evraklar beni bekler. Bu kadar kaytarma yeter. Yeni bir maratona başlamaya hazır mıyım, henüz bilmiyorum. Ama nasılsa başlayınca öğrenirim.
Hayde…

Temmuz/2008

0 yorum: