Pencereyi açıyorum, ağır çekime alınmış gibi ilerleyen bu pazar gününün ortasında. Halının üzerine ilişerek sırtımı kalorifer peteğine yaslıyorum. Hafif bir rüzgâr doluyor odaya, bahçedeki erik ağacına asılı rüzgâr çanının garip melodisi ile birlikte. Pembenin hangi tonu olduğunu asla tarif edemeyeceğim sardunyaların tepesinde, boylu boyunca uzanıyor gökyüzü. Kaşları çatılmış gökyüzüne gülümsüyor sardunyalar. Bir an sonra sessizliğe bürünüyor her yer. Kuşlar başka diyarlara göç ediyorlar sanki. Rüzgârsa, azarlanmış çocuk gibi bir köşeye siniyor ve susturuyor rüzgâr çanının kendine has melodisini. Yapayalnız kalıyorum. Nereden geldiğini bilmediğim o türkü başlıyor birden. Radyoda isteğim yayınlanmış gibi, içimde sebepsiz bir mutluluk. Oysa o türkü alabildiğine acı yüklü. Dinledikçe kanıyor sanki, insanın yüzü gözü. Ama yine de peşinden gidiyorum işte. Bir melodinin peşine takılıp kilitli sandıkları açıyorum, canımın acıyacağını bile bile. Sararmış çeyizleri olan genç kızlar gibi, sararmış acılar saklıyorum o sandıklarda. Bakıp bakıp yerine kaldırıyorum, bir gün kullanılıp eskitilmesini umut ederek. Ve naftalin kokulu ellerimi birbirine kenetliyorum yine, bu kokuyu başka birinin daha duymasından çekinerek.
Açma işte o kilitli sandıkları, bırak kalsınlar orada, zamanla şekil değiştirip mutluluk kaynağı olacaklar belki... Az bi zaman versen onlara ve kendine, sevgiler...
Bazen soluklanmaya, bazen de biriktirdiklerimi anlatmak için soluk soluğa geliyorum bu sayfaya. Yazarken barışıyorum kendimle. Ve gerektiğinde, ardımda kalanlara yabancılaşıyorum. Birilerinin okuduğunu bilmek, kimi zaman utandırıyor beni. Kimi zaman da söylediklerimi cümle âlem duysun istiyorum, bir tellâl gibi. Harflerim ekranda anlamlı-anlamsız izler bırakıyor... Ve ben, tüm bu izleri seviyorum...
Tülay Şahin
Bu aralar okuyorum.
Öyle Miymiş? / Şule Gürbüz
Bu aralar izledim./Bale
La Corsaıre
Bu aralar izledim./Tiyatro
Tesir / SBR Tiyatro
Bu aralar izledim./Tiyatro
Grönholm Metodu / Ankara DT
Bu aralar izledim./Tiyatro
İkinci Bölüm / DT
Bu aralar izledim./Tiyatro
Cyrano / Şehir Tiyatroları
Koyverdun gittun bizi...
Elbette mümkün değil ama, her şey gönlünüzce olsun. Neden olmasın? Kazım KOYUNCU
İyi dilekler
Yüzüne bakıldığında neden hapşıramaz insanlar, bilmiyorum. Ama hapşırdığımda, "iyi yaşa" demeden çevremdekiler, bir alacağı tahsil eder gibi, gayet ciddi bir ifadeyle, "sen de gör" demekten mutlu oluyorum. Ve aynı anda yüzlerine yayılan, bazen mahcubiyetle karışık, bazen hınzır bir çocuğu andıran o gülücüğü görüp, onlara eşlik etmekten. Şu hayata inat, seviyorum iyi dilekleri ben.
O yüzden diyorum ki sana, güzel olsun her şey... hatta çok güzel olsun. Ama kötü de olsa yaşananlar, bıkma yine de anlatmaktan. Sen anlat ve her şey buhar olup uçsun.
Maviyi, yeşili, yaz akşam üzerlerini... İstanbul'u, Giresun'u ve deniz kenarlarını... dilediğimde yalnız kalabilecek kadar uzak, gerektiğinde, elimi uzatıp, kalabalığa karışacak kadar yakın; her ayrılıkta hüzünlenip, dönüşünde çocuklar gibi mutlu olduğum bu şehirde yaşamayı... kitapları, dostları, içten gülümseyen insanları... müzik dinlemeyi, umut etmeyi, insanları sevindirmeyi... hayâl kurmayı, mektupları, yolculukları... hatta, hatta yalnızlığımı...
1 yorum:
Açma işte o kilitli sandıkları, bırak kalsınlar orada, zamanla şekil değiştirip mutluluk kaynağı olacaklar belki... Az bi zaman versen onlara ve kendine, sevgiler...
Yorum Gönder