28 Mart 2011 Pazartesi

Hiç

Henüz kendini bulamamış bir sabahtı. Uyku mahmurluğunu atamadan yola koyulmuş insanlara benziyordu. Kaşları çatık, yüzü kararmış. Oysa dün akşam, yaşı tek basamaklı sayıların ilk yarısını yeni geçmiş bir çocuğun resimlerinden hallice şekillerle, güneşli bir gün olacağını söylemişti meteoroloji. Dedim ki kendi kendime, "bu bulutlar gidecek"
Birini sakinleştirmeye çalışan insanlar gibi, ince montumun kollarında dolanıyordu sabah serinliği. "Geçer" diye mırıldandım bir fısıltı tonunda. İnsanın bütün ümitli cümleleri tek başına kurmak zorunda olması, katlanılır gibi değildir bazen. Kendi kendine tavla oynamak gibi hani. Bir taraftan o cümleyi kurarken, karşı tarafa geçip duyduğu cümleye inanmak. Ve bu yüzden hiçbir zaman, ne kaybeden, ne de kazanan olamamak.

1 yorum:

göçebe dedi ki...

"...Bir taraftan o cümleyi kurarken, karşı tarafa geçip duyduğu cümleye inanmak. Ve bu yüzden hiçbir zaman, ne kaybeden, ne de kazanan olamamak...."
:(