13 Şubat 2008 Çarşamba

Şarkılarla geçtim aranızdan

Bir masanın etrafında otururken, yine seni beklemek için; bir zamanlar sığamadığımız masaları, beklemekle bitmeyen gelecekler listesini, yaşananları, yaşattıklarını hatırladım. Onca insanı koşulsuz bir araya getirişine hayranlık duymamak, olası mı acaba?
Sen kendini anlatmaya başlayınca, kapı açılsa, sende gelsen otursan şu masaya dedim içimden. Keşke olabilseydi. Neredeyse 3 yıl olacak sen buralardan gideli. Ama bu gidiş, tam anlamıyla yerleşmedi hala içimize. Başka bir ülkedeymişsin, birgün çıkıp gelecekmişsin hissi hiç kaybolmadı yüreğimizden. Evet özlüyoruz seni ama bu özlem başka türlü. Ve uğraşsamda yetmiyor anlatmaya, bildiğim kelimeler bir türlü.
Senin adını barındıran güzel şeyler yapmak isterdik. Sana benzesin, senin gibi birleştirici olabilsin diye. O masaya bakınca gördüm ki, bölünen istekler, yapılacakların kendi içinde olgunlaşmasını engelliyordu. Aksi doğru olsa, çok daha kalabalık olabilirdik orada.
Bir kere daha doğruluğuna inandım ki; eğer duygularla ilgili birşey ise konu olan, kendiliğinden olmuyorsa bir kıymeti de olmuyor. Kıymet verilmeyecekse de çaba sarfetmenin gereği. Çaba gösterdik ve sağlam karşılıklarda buldu belki.
Zaten sen dünyaya bile teşekkür edebilmişken, bizim bu kadarcık şeye teşekkür etmememiz bencillik olurdu.
Sesini duymak; kendini, inandıklarını, yapmak istediklerini anlatışını dinlemek; hiç bilinmeyen resimlerini görmek, aklımızdan bile geçmeyecek şarkılar söylediğini bilmek güzeldi. Dinledikçe çoğaldı içimizdekiler, senin gidişin hepimiz için çok erkendi.
Sen, kendini anlatırken hiç keşke demedin. Oysa bizim ne çok keşkemiz var, sürekli biriken. Evet şarkılarla geçtin aramızdan. Ama keşke geçip, gitmeseydin…

Şubat/2008

0 yorum: