20 Şubat 2011 Pazar

Dere

Onca gülen yüzün arasında, bütün sevinçlerini yitirmiş bir gülümseyişle duruyordum öylece. Anlıyorlar mıydı beni dersin? Anlatamıyordum ki. Neresinden başlayacağımı bir türlü bilemediğim bir hikâyenin kıyısında kalmış, bir dere olmuş akıyordum usul usul. Akıp giden bir derenin derinliğinden kim kuşkuya düşerdi ki? Oysa azalmıştı suyum. Küçük bir çocuğun ayak bileklerinde dolanır dururdum en fazla. Ya da çakıl taşından hallice bir parça taşın etrafında. Ben, kimse görmeden akan küçük bir dereydim yalnızca. Daha fazlası nasıl olunur bilmiyordum ki...

6 yorum:

Profösör dedi ki...

Küçük dereler okyonusa dönüşebilir. eğer durmadan akabiliyorlar ise, bu mümkündür..

zıvanasız dedi ki...

Ah içimizde henüz açığa çıkmamış, belki hiç çıkmayacak, ama çıkmadılar diye yok yazılmayacak konsantre benliklerimiz var hepimizin...
Sadece biraz su; bu işte...

derin dedi ki...

bu satırlar okunduktan sonra kendine nasıl gelinir bilmiyordum ki..

novella / विश्व dedi ki...

daha fazlasıydın bir zaman... çok daha taşkın bir nehir... belki yıkıp geçtiğin yerleri bile hatırlamıyorsun. ama çok daha fazlasıydın bir vakit. azalmayı öğrendin. atmayı fazlalıklarını. bir çocuğun zıplayarak kendini eğlendireceği bir su birikintisisin. bir karıncanın içtiği azıcık su ol artık. öyle ki, güneş vurdumu yüzüne, çeksin toprağın seni içine...

novella / विश्व dedi ki...

YORUM DEĞİL---

bu yazını alıp koyabilir miyim bloguma, altına da yorumumu yazarak...

Parpali dedi ki...

Evren; pek tabii ;)