22 Şubat 2011 Salı

Kıskanmak

Kıskandırılmadan yemek bile yiyemeyen çocuklardık biz. "Bak yemezsen Ayşe'ye veriririm!" Onca zaman geçmişken üzerinden, neden hatırlar ki insan bunu? Ne güzel gözleri vardı kadının. Acaba dönüp o gözlere bakmış mıydı? Beni unutmasına ya da tanımamasının pişmanlığını silip atmasına yetecek kadar dikkatle bakmış mıydı o güzel gözlere? Kelimeleri hiç bitmeyecekmiş gibi başlayan bir sohbeti koyultmuşlar mıydı acaba, bir masada? Sever mi dersin benim gibi? Sever belki... "Hayattan hakkını almış kadınlar daha güzel severler" diyordu bir adam. Oysa insan severken güzelleşmez miydi? Kuruntuları ve düş kırıklıklarını, yüzünün çevresine siper etmemeyi de öğrenebilseydi tabii...

3 yorum:

Emrah Ateş dedi ki...

ve büyüyene dek yemekleri hep gözyaşı döken varlıklar zannettik
hiç sormadılar bize neden yemediğimizi
çünkü bırakırsak ağlarlardı arkamızdan
ve ağlayabilen bir canlıyı yemek öldürür gibi gelirdi

mecazen büyütüldük
yok bunun ötesi

Vladimir dedi ki...

İnsan yüzünün anlamlarını kontrol etmeyi öğrenince mi ölmeye giden yolda daha hızlı adınlar atmaya başlıyor. Yüzleri temiz, yüzleri zihninin kontrolüne geçmemiş insanların yanında olmayı seviyorum sanırım. Hesplar ve kitaplar olmasa hiç...

O.K.A.- MAVİ TUTKU dedi ki...

Ödülünüz var, kabul ederseniz sevinirim..