3 Ocak 2011 Pazartesi

Geç kalan

Otobüsü kaçırdığın bir sabah, bir sonrakini beklerken gelir aklına, en olmadık şeyler. Neden kurulduğunu bir türlü anlayamadığın cümleler ve içlerindeki alaycılığa anlam veremediğin gülüşmeler kadar; özlediğin seslerle, yüzünü avucunun arasına alıp, hiç konuşmadan içindekileri anlatan gözler de düşer aklına.
Anıların rüzgârına kapılıp gittiğin anlarda, inceden bir yağmur başlar ve hatırı sayılır derecede ıslanırsın. Herhangi bir nedenle gerçek hayata döndüğünde farkedersin ki, otobüs durağa yanaşmıştır. Üstelik, son yolcusunu da alıp hareket etmesi an meselesidir. Bir sihirbazın el çabukluğuyla kendini farkettirmeye çalışır, koşmaya başlarsın. Ve o sevmediğin his, yine gelir bulur seni, koltuklara kurulmuş insanların bakışlarında.
Geç kalmış bir öğrencinin, dersin ortasında bir yerde, kapıyı gıcırdatarak açışıyla kendisine yönelen bakışlar ve özür dilerken konunun odak noktası olduğunu kabullenişi. En yakın arkadaşını bile yabancılaştıran o kalabalığın surat ifadeleri. Ve sonrasında, ortasından başladığın bir şeye, sanki hiç geç kalmamışsın gibi tutunma hâlleri.
Yaşananlar, gerçekleştikleri süreden, çok daha fazlasını kaplarlar insan hayatında. Aklıma düşen her şeyi yeniden yaşasam, de ki üç dakika. Ama sorarsan, eğer bıraksaydım kendimi, kesin kaçırırdım birkaç otobüsü daha.

3 yorum:

Kelimeler Dunyasi dedi ki...

Bazen o çok beklediği otobüs gelse de öyle hayale dalmış oluyor ki insan farketse bile neden geldi şimdi diye düşünüyor.Hayaller o kadar tatlı ki..

aksilaz dedi ki...

neyse ki iett otobüs saatlerini kısa tutmayı başarıyor.

yeni teman güzel olmuş. sevdim...

Nehir İda dedi ki...

yalnızken hep daha çok ıslanıyormuşum gibi gelir neden bilmem?