3 Haziran 2011 Cuma

Sır

Denizin üzerinde martıların yerini ışıkların almaya başladığı bir vakitte, saçlarını denizde oynaşan ışıklar gibi savruyordu kadının yüzünde; uzun yollardan gelmiş bir yolcu gibi yorgun esen rüzgâr. Adam, saçını kulağının arkasına her atışında biraz daha âşık oluyordu kadına. Şalına her sarılışında biraz daha mutlu. Gülümseyişini parıldatan çakırkeyifliğinin ardında kalmış bütün hüzünlerini silip atabilecek kadar da güçlü oluyordu, âşık ve mutluyken.
Duruyordu zaman, duruyordu ritmiyle salınıp duran eller de şarkılarla birlikte. Bir tek rüzgâr kalıyordu sessizliği okşayarak dolaşan. Kadının yanağındaki eli, adamın kadından ayıramadığı gözleri, kadehlerin birbirine değen neşeli sesi ekleniyordu sonra, çerçeveletilip asılmayı hakedecek bir fotoğrafı andıran o kareye. Ve aslında hiç de fotoğraf olmayacakken, mıh gibi çakılıyordu o an, ikisinin de belleğine. Yani ne zaman öyle esse rüzgâr, ne zaman ışıklar dans etse denizin lacivertinde, ne zaman bir şarkı, alıp başını gitme isteğini depreştirse, hep o fotoğrafa bakacaktı ikisi de. Ne zaman akıllarından yaşamak geçse, dönüp dolaşıp iki kadehle geleceklerdi, hır gürün uzağındaki o meyhaneye.
Kadın gözlerini denizden alamayacaktı yine, sebebini hâlâ bilemediği o mahcubiyetle; ama adam... o hep denizi kıskanacaktı kimseye söyleyemeden, sırf kadın onu kendinden çok sevdi diye...

6 yorum:

Vladimir dedi ki...

Denizlerin kaderi budur belki de.

domatessuyu dedi ki...

Bilmez miydi,deniz O varken güzel.

Zıvanasız dedi ki...

Hayran kontenjanından okudum yine...

beenmaya dedi ki...

öyle anlar vardır evet ve öyle anlarda zaman hafızaya kazındığı kadar ve sadece o andadır...

deniz gibi yazıyorsun sen farkında mısın deniz gibi göz önünde kelimelerin ve bir o kadar uçsuz bucaksız...

nil dedi ki...

fotoğrafın hayatlarımızdaki yerini anlatmışsın aslında, hani an'ı sabitlemek, o anın içinden çıkmak istemediğimiz, içinde yer aldığımız o ana dışarıdan sanki vizörden bakıyormuşuz gibi 3. bir gözle bakıp da gördüğümüzden gönendiimiz anları anlatmışsın...ne de güzel anlatmışsın üstelik...

Hacivat dedi ki...

bu kadar aşk bana fazla evet.