4 Ekim 2009 Pazar

Gemiler gibi hayat, geçip gidiyor...

Zar zor bulabildiğimiz teknenin üst katına çıkmış, saçımızı darmadağın eden, ince hırkalarımızdan içeri sızıp üşüten asi bir rüzgârla yol almaya başlamıştık. Kelimelerimiz, teknenin gürültüsünde yitip gidiyordu. Kulakları ağır işiten iki yaşlı gibi, her cümleyi tekrar ede ede anlamaya çalışıyorduk birbirimizi.
Karaya vardığımızda, bulutlu bir gökyüzü ve tatil yörelerine has, daha ilk dakikada sarmalayıp içine alan sessizlik ve belki de o sessizlikten yayılan rahatlık karşıladı bizi. İlk bulduğumuz kafede, denize karşı sandalyelere kurulup, pek de keyif vermeyen çaylarımızı içmiştik.
Uzun zaman görmediğim küçük bir çocuk gibiydi gökyüzü. Karşılaştığımda, o kadar büyüdüğüne bir türlü inanamadığım. Tıkış tıkış binalar arasından çıkıp gelince, bir anda büyüyüvermişti sanki.
Kimi zaman kararsız bir yağmur, kimi zaman, eski toprak bir anadolu kadını gibi inatçı güneş, devraldı gökyüzündeki hakimiyeti. Son demlerini yaşayan ağaçların süslediği evlerin, seyrine doyulmaz güzelliğine; fayton seslerine karışan, pedal sesleri eşlik etti. Kenarları kıvrılmasın diye ataşlanmış bir deftere, kurşun kalemle bastırarak yazdığım harfler gibi yazıldı belleğime, attığım her adımda geçip giden o anlar. Yürüdükçe, yere daha sert basmam, bu sebeple miydi bilmem?

Ekim/2009-Büyükada

6 yorum:

? dedi ki...

İnsanın taşbinalar arasından çıkıp dogayla buluşmasını anlatırken,senin gördügün gözlerle aynı yerleri görür gibi hissettirdin:) anlatım,ifadeler yerini tam manasıyla bulmuş parpali..kalemine saglık şu kısa tur için..ihtiyacım varmış dogrusu,şimdi o yerlerde olmak vardı:(

SerpiL dedi ki...

anlatım nefis.bu bloga yeni geliyor olmayım benden sıcacık bir merhaba.sevgiler

Parpali dedi ki...

?, ne mutlu bana :)

Serpil, sıcacık bir hoşgeldin de benden. Merhaba...

Zeugma dedi ki...

Hüzünlü bir başlıkta çok güzel, yumuşacık bir anlatım.
Kelimelerde nefes alıyor gibi anlattığın ortam.

Eline sağlık Parpali..
Sevgiler..

Hacivat dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Hacivat dedi ki...

hiç gidemediğim ada yazısı görünce daha da sinir olmadım değil ancak geçen gün 11 haziran'da çimler üzerinde şarap içmek ve bisiklete binmek için gitme planları yaptığımızdan mıdır bilinmez şimdilik susuyorum.Bir kaza olur ben gidemem adaya ayak basamam işte o zaman bu postu sildiririm, baskı yaparım olay çıkartırım kızarım söylemeliyim şimdiden :)