15 Ekim 2009 Perşembe

Küçüğüm

Küçücük adımlarıyla yanıma kadar gelip, at kuyruğu yapılmış kıvır kıvır sarı saçlarını, iki yana savurdu bir süre. "Hoşgeldin" dedim, elimdeki kalemi bırakıp, ona dönerek. Masanın kenarına tutunmuş, sağa sola salınıp duruyordu, bana kaçamak bakışlar atarak. Sonra geldiği gibi usulca uzaklaştı yanımdan, yine saçlarını savurarak. Odadan çıkarken bir kez daha baktı arkasına. Küçükken ben de ne kadar severdim, saçlarımı böyle savurmayı. Hatta ne zaman at kuyruğu yapsam saçımı, aynı isteğe kapılırım hâlâ. Bazı duyguların değişmemesi ne kadar güzel.
"İçeride kim var kızım? Tanıştın mı o ablayla?"
Bir sırrı açıklarcasına sessizdi, annesinin sorularını yanıtlarken.
"Ama sen kocaman kız oldun. Elini uzatıp adını söyle, sonra da tanışın, hadi"
Aynı yavaş ritimle odaya girip, salına salına masama doğru yaklaşmaya başladı. Gülümseyerek ona bakıyordum ben. Onu izlediğimi görünce, yönünü değiştirip, diğer odaya ilerledi. Boş odada dolandı bir süre. Sonra kararsız adımlarla geçti yine yanımdan.
-Ne oldu, tanıştınız mı kızım?
-Cıkk
-Eee, ne konuştuk biz?
Salınarak yeniden girdi odaya. Konuşmak istiyor, ama nasıl başlayacağını bilmiyordu. Gelip masanın ucuna tutundu yine. Gözlerimin içine baktı. Sonra birbiri üzerinde bağlı ellerimi açıp, tokalaştı benimle.
-Benim adım, benim adım Asya. Ya seninki?
-Benimki de Tülay, Asya.
-Memnun oldum, deyip, koşar adım uzaklaşırken odadan;
-Ben de çok memnun oldum, dedim, duyabileceği bir sesle.
Utangaçlık, doğuştan içimizin bir köşesinde mi saklıydı acaba? Ya da ne bileyim, küçüklükten kalma bir alışkanlık mıydı yoksa?

1 yorum:

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

içimde kalmıştır at kuyruğu, küçükken kulaklarım kepçeydi, ama şimdi değil anlamıyorum neden?. Küçük dayımda çok kızdırırdı beni. O yüzden bi at kuyruğu yapıp saçlarımı savuramadım ya yanarım da yanarım:))

Gerçekten de küçükken başlıyor utangaçklık duygusu, Can bile yavaş yavaş utanmaya başladı, çok komiğimize gidiyor.