15 Kasım 2010 Pazartesi

Cam

Evinde özene bezene cam silmiş insanların, herhangi bir yerde, gelişigüzel cama dokunan birini gördüğünde, dışarı vuracağı o hassaslıkla söylemiştim bunu. "Yapma!"
Cam gibi edilgen bir şey olmak, kendini hiçbir şey yapamayacak bir kıvamda bulmak, keyifsiz bir durumdu. Yorgundum, hem de çok. Duruyordum öylece, camdan bir kapı gibi orta yerde. İçimden gelip geçenler açık seçik görülebiliyordu. Dalgın, kızgın, sinirli, üzgün onlarca insan. Bakamıyordum içime, bakmak da istemiyordum.
Unutur muydum bilmiyordum. Geçer miydi kızgınlığım, camlardaki parmak izleri gibi siliverseydim, bile bile beni kanatan içimdeki suretleri? Peki ya gönlüm? O suretlerin silinmesine izin verir miydi?

6 yorum:

AVRAM USTA dedi ki...

Buzlu cam en iyisi...Ne iz kalır ne de gelip geçenler görünür.Sadece silüetler ve arkadan ışık vurduğunda belirli belirsiz izler.Buzlu cam en iyisi.

Profösör dedi ki...

Camdan bir kalp düşünün ki, içi dışı aynı. Olduğun gibisindir. Oysa onu düşürdüğünde kırılabilir...

francesca mckennitt dedi ki...

Ancak camı sildiğinde o parmak izlerini yok edebilirsin.

Profösör dedi ki...

Bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım.

Profösör dedi ki...

Bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım.

Profösör dedi ki...

Bir bayram kahvesi ve bayramlaşma için bizim biloğa teşrifiniz bizi mutlu ve bahtiyar kılacaktır.

http://mefkuremiz.blogspot.com/