10 Kasım 2010 Çarşamba

Yaprak

Birkaç yorgun çınar yaprağı, düştüğü yerde de rahat bulamaz rüzgârdan. Sanki o melodiye katılmak için sararıp kurumuş, yetmemiş dalından düşmüş ve rüzgârın her savuruşunda, beton zemine çarpa çarpa bir parçası olmuştur, karanlığın ortasına düşen müziğin. Kapılar açılır kapanır, ışıklar yanar söner, birkaç parça bezgin bulut, yıldızların arasında süzülüp giderken; neden bir yapraktan daha savunmasız hisseder insan kendini? Eline aldığında un ufak olabilecek kadar kurumuş bir yaprak, neden daha korunaklı olsun ki? Bilemez ama öyle hisseder işte.
Banklar boşalır, insanlar evlerine çekilir erken vakitlerde. Boş sokağı ses çıkarmadan adımlar ve bunun için kızarsın kendine. Topuk sesi duymak istersin. Ve o topuk seslerine yakışan güveni ararsın sokak boyunca, her adımında. Bulamazsın. Rüzgârda savrulan bir yaprak kadar sesin çıkmaz bazen. Ya da çıkan sesi, kendin bile duyamazsın...

2 yorum:

Profösör dedi ki...

Sirenler acı acı bağırmaktadır meydanlarda. On kasım hüznü çarpmıştır bütün çehrelere. Giden gitmiştir artık.

JİVAGO dedi ki...

Bir çınar yaprağının naif hafifliğinde şiirsel bir yazı Tülay kardeşim. Sevgilerimle..