8 Kasım 2010 Pazartesi

Kendini seçemiyorsun, bırakıp kaçamıyorsun...

Sisin sadece şehri değil, beni de görünmez kılmasını düşleyerek adımlarken kaldırımları; adımı yineleyen aceleci bir ses yanaşıyor yanıma. Dönüp bakıyorum; çocukluğumun en korkutucu yüzü duruyor karşımda.
Uzun zamandır görüşmeyen iki arkadaşmışız gibi, hâlimi hatrımı soruyor önce. Az kalsın unutacakmış da, son anda aklına gelmiş gibi, adıma sarılıyor yine. "nişanlandın mı sen?" "Hayır" gibi kısa bir sözcüğü henüz tamamlayamadan, yaptığım yanlışın farkına varıyorum. Derin bir iç çekip "oh" diyerek mutluluğunu belirtiyor mahallemizin delisi.
O yeni sorular sormaya niyetlenirken, az evvel yaptığım hatayı telafi etmek ister gibi, hiç aldırmadan devam ediyorum yoluma. Bir yanım bu hâlime gülerken, farkediyorum ki, bir yanım hâlâ ondan korkuyor; çocukluktan kalma hatıralarla. Hem merak ediyorum, kendi canımı yakmaya bu kadar meyilliyken ben, neden sadece deli diye anılan o oluyor ki acaba?

3 yorum:

Evren dedi ki...

ben son günlerde neyin ayrımına vardım biliyor musun parpali, insanın kendini seçebildiğine. bırakıp kaçamadığına ama nasıl bir insan olacağının hayattaki en önemli seçimi olduğuna.
dilerim, kaçmadan ama seçerek, kim olduğunu bulursun.
sevgiler...

Parpali dedi ki...

Değişmeyen bazı şeyler var ya Evren... hani ölsen değişmeyecek şeyler. Canım acıyor o yüzden.

Kelimeler Dunyasi dedi ki...

kendini seçemiyorsun, bırakıp kaçamıyorsun, farkındayım, farkındayım...Şarkı sözlerinden gidelim.."Öyle çok şey varki içimde, hep sustuk konuşmak yerine. Konuşmadığımız her ne varsa, Seninle, sakladım gözlerimde.. Ne olur sende fazla üzülme, Hep kendi kendine yenilme."Kendine yenilmekten bıkan tüm dostlara sevgiler..