19 Ağustos 2011 Cuma

Duman

Hevesle beklediği biri varmış da gözünü yoldan alamıyormuş gibi ardına kadar açık pencerelerimden, ne rüzgâr giriyor içeri bugün, ne de kıyısına kadar gelip başını içeri uzatan serçeler. Bir tek, nereden geldiği belli olmayan, ama düşlediğim her şeyin olabileceğine inandıran, bardakta dolanan çay kaşığının o melodili sesi.
İnsan gökyüzüne dönüp bakmak istiyor böyle zamanlarda. Sanki bir rüyaya benziyormuş da her şey, gökyüzünü görmezsen inanamayacakmışsın gibi. Bir bulut, bir kuş, bir parçacık güneş bulup, bir şarkı söyleyemeye başlamazsan eğer, şu günün içinde kaybolmaktan başka şansın kalmayacakmış gibi.
Hep kuşlara özenmiş olsam da, durup durup gökyüzüne bakmak isteyişlerim sadece bu sebeple değil yani. Gereksiz bir kalabalığın ortasında, nefessiz kalacakmış gibi hissediyorum bazen kendimi. Kimi zaman hızla, kimi zaman aheste revan gidişlerinin zamanın akışıyla bir ilgisi olup olmadığını bir türlü bilemediğim bulutlara çeviriyorum işte o zaman gözlerimi. "Bir insanın gözleri bulutlara benzer mi?" diye soruyorum kendime sessizce. Bilirsin, insan hep en zor soruları sorar kendine. Cevabı oradaymış gibi sanki, dönüp bakıyorum bulutlara. Bunca ışıltıyı içinde gezdirirken, hiç olmadık bir anda, yaprağın üzerinden kayıp giden bir çiğ tanesi gibi süzülüyorsa yaşlar yanaklarına, insan buluttan başka neyi yakıştırabilir bilmiyorum, hep bir bahaneyle ıslanıveren bakışlarına.

9 yorum:

novella / विश्व dedi ki...

gözlerin bir çığlık bir yaralı haykırış... der ya şarkıda, onu hatırladım...

ben readerdan okuyorum ya yazıları, görmemişim tema değişikliğini. ne yapsan güzel oluyor. bu da olmuş işte sen gibi; dingin ve huzurlu.

Must. dedi ki...

Emeklilik adayı bir çalışanımız özlük işlemleri için ilk kez yanıma geldi geçen gün. Aramızdaki diyalog:

- Manzaranız da güzelmiş Mustafa Bey.

- Neresi güzel abi? Tır parkına bakıyoruz.

- Biraz yukarda gökyüzü var.

- ... (İptal)

[Bloga yazacaktım, buraya nasipmiş. Hakkım saklı olsun yine de.. (: ]

laleninbahcesi dedi ki...

Tülay kelimeler bir değişik oluyor sende...mesela bulut ''başka türlü bir şey'' artık...Sen gibi

Hayal Meyal dedi ki...

Blogger'ın N'lerini Seçiyoruz!

En'lerimdesin ve Enlerin seçilmesinde yardımcı olur musun? Mim vari bişey bu da :)

http://hayalmeyalbuschra.blogspot.com/2011/08/bloger-nlerini-seciyor.html

Kelimeler Dunyasi dedi ki...

"Bir tek, nereden geldiği belli olmayan, ama düşlediğim her şeyin olabileceğine inandıran, bardakta dolanan çay kaşığının o melodili sesi."Çok güzel, şiirsel bir anlatım..Tebrikler ve teşşekürlerimle..eline sağlık.

two dedi ki...

neyse ki aynı yanaklar gülmek için bahanelere de aşinalar. bilirler sıraları geldiğinde ne yapacaklarını.

Yazgüneşi dedi ki...

bulutlara da benzer gözle elbet
benzemez mi...
gelip geçerler olur olmaz
gökyüzünden geçen bulutlar gibi
buna senep belki
-yani gelip geçerler diye- ben daha çok severim buğulu üzümlere benzetmeyi sisli gözleri,
"üzüm gözlüm" demeyi sevdiklerime..

lâkin göğe gelince
hiç ama hiç eksilmesin başımızın üstünden....

Adsız dedi ki...

Rüzgâr uymuşmuş. Çaykaşığıymış doğruyu söyleyen. Ne dilersen olur bazan. Ama sen böyle olduğunda olur:)

Dilediğin seni sen yapandan uzaklaştırmasın dyeymiştir onca sağırlık gibi gelen.

Sen sensin artık ey kitap kurdu. Önünde hiç bir engel yok artık:)

(rümuz: şişedenkaçancin)
;)

nil dedi ki...

"bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende"
çimenin yeşilinde...