30 Mayıs 2010 Pazar

Ne fayda



Hiç bilmediğim bir semtin uzayıp giden sokaklarına bakarken, gecenin bir vakti; içimdeki yabancılık hissine kapılıp, çözülüverdi gözyaşlarım yine. Ne bulunduğum yere, ne de etrafımdaki insanlara değildi yabancılığım. Bir tek kendimeydi. En münasebetsiz zamanlarda kapımı çalan yanıtsız sorularım vardı benim, o sokakta bile peşimi bırakmayan. Ve bir hastalık belirtisi kıvamında yanan o sarı ışıklar, çengelli noktalarıydı; allı pullu, birbirinden hatırşinas o cümlelerimin.
Her kapı sesinde beklediği gelmiştir ümidiyle heyecanlanan ve o kapıyı her kapatışında ağlamamak için kendini zor tutan insanlar gibi; her geçen saat, biraz daha yalnızlaşıyordu o sokaklar. Dilinin ucunda bir şarkı, elinde bir mendil; niye ağladığını bilmeden iç çekmek bir gece vakti... Çoğu zaman bir nedene bile gereksinim hissetmediğini bilerek üstelik. Orada öyle saatlerce kalmak isterken, toparlamak zorunda olmak kendini; sanki hiç ağlamamışsın gibi. İşte yalnızlık, böyle uzun ve manasız sebeplerle dolu bir yolda buluyor seni. Ve inan, seviyorsun onu bazen. Onun seni sevdiği gibi sevemeyeceğini, kimseye hissettirmeden...

4 yorum:

Evren dedi ki...

insanın kendimden dediği şey bazen ne kadar da benden, senden ve ondan oluyor da okuyup şaşıyorsun denklik haline...

elif gizem dedi ki...

Sevmek ve sığınmak... Yalnızlığa bazen en çok bu cümleler yakışıyor belki de...

ruhumun pusulası dedi ki...

Bir fermuarın dişleri arasında gibi, sıkışır yüreğin, ancak yalnız kalanın bileceği kadardır anlatımı...

aysema dedi ki...

"Görünmez benim ağladığım,
Ben bilir,
Ben duyarım yüreğimin yasını.

Seven yakınmaz yalnızlığından,
Gönlündekiyle sürdürür yaşantısını"
(Ali Kamil Ateşoğulları'nın "Herkes Ölünceye Dek Yaşar" şiirinden bir bölüm.)

Sevgilerimle...