24 Mayıs 2010 Pazartesi

Not

-Senin adın ne?
-Sadiye.
-Benim Saadet'imin de vardı bir Sadiye'si.
-Ben oyum zaten anneanne.
Büyükanneanne, ömrünün son demlerinde, ilerleyen yaşının ona oynadığı bu oyuna kaptırmıştı kendini. Kimseyi, hiçbir şeyi hatırlamıyor; hatırladığını da hemen ardından unutuyordu. Ne kadar eğlenceli gelirdi bize çocukken. Öyle ya, nasıl hatırlamazdı ki? Bir türlü aklımız almazdı bunu.
Ben de kendime bir şeyleri hatırlatmak için yazıyorum buraya en çok. Böyle biri değilsin ya da bak böyle birisin demek için. Günler sonra unutacak olsam da. Hatırlamak için, aylar sonra dönüp baktığımda da.

Türkiye Nükleer İstemiyor!

1 yorum:

momentos dedi ki...

Bir sürü anı odasının kapısını açıp içeri kafayı uzatıp çıkmak gibi bu hastalık.. ne bir derinlik duygusu, ne his, ne yaşanmışlık. Kadrolu bir yabancı olmak hayatına ! Belki de kendini koruma mekanizması beynin.. kolaylıklar diliyorum.