2 Kasım 2009 Pazartesi

Bu yollar nereye gider?

Elim varmıyordu, beyaz kağıtların masumiyetini karalamaya. Ve aklım... ödevini yapmamak için bahaneler aranıp duran, ve hepsine katlanmaya razı, talebeler gibiydi. Önüne çıkan engelleri aşmaktan kaçınıyordu sürekli. Oysa boş vakitlerle kuşanmıştı ne zamandır. Hevesle beklediği o zamanlara kavuşunca, neden böylesine umursamaz oluvermişti, bilmiyordum.
Daha çok okuyordum... Sormaya cesaret edemediğim tüm soruları, o sayfalarda aranırcasına. Ve o sorulara rastlarsam, yanıtlayacak ipuçlarına da ulaşabilirim diye umutlanarak, daha da çok okuyordum. Aklımdaki sesler sussun diye, bir mırıltı eşliğinde kıpırdanıyordu dudaklarım. Başka bir sesin yankısına saygılıydı iç sesim, susup dinliyordu usulca.
Elim de, dilim de susuyordu... Ve aklım, onlara inat, daha çok konuşuyordu.

4 yorum:

absalom dedi ki...

geveze akılları severim ben şahsen bilakis :)

bırakınız konuşsun...

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

yolların hep güzel yerlere çıksın Tülaycım. Bu rada ne okuyorsun. Sevgiler sana

_zAhİr_ dedi ki...

saygıdan...meraktan?soruların cevapları yankılardadır belki..

Parpali dedi ki...

absalom; kendi hâline bırakınca dayanılmaz oluyor.

Lale abla; bu aralar arkadaşlarımdan kitap topluyorum. "Aşram" diye bir kitaba başlıyorum bugün.

_zAhİr_;belki...
hoşgeldin.