14 Aralık 2009 Pazartesi

Yağmurlu bir gündü

Her ne kadar, bir saat içinde sağa sola çarpıp, bir şekilde zedeleyeceğimi bilsem de, kırmızı oje sürdürdüm. "Sürmeyi beceremiyorsun, bari elinde tutmayı başarsan" gibi gedikli bir cümlem vardı nasılsa. Ardından, ne kadar uzun olduğunu hatırlayamadığım bir zamandan sonra, fön çektirdim saçıma. O koltukta, neden bu kadar rahatsız olduğumu sorup durdum yine kendime; gerekli-gereksiz bir sürü soruya, gönülsüzce kısa cevaplar veririrken. Onların en sevmediği müşteri tipiydim herhalde. Biri bana çok dikkatle bakarken; olmadığım biri gibi davranmaya, istemediğim konuların içinde bulunmaya zorlarken, hep böyle rahatsız hissediyordum kendimi.
Yağmur yağıyordu kuaförden çıktığımda. Şemsiye taşımayı sevmiyordum ama, onca eziyetini çekmişken, saçımın bozulmasına da razı değildim. Cumartesi akşamı ve Pazar gününün plânları için gerekli her şeyi, bavul gibi bir çantanın içine doldurmuştum. Çanta yeterince kalabalık olduğundan ve sohbetle geçecek zamanlarda, kitabıma ihtiyacım olmayacağını bildiğimden, onu almamıştım yanıma. Ama plân aksayıp da, kendimi tek başıma bir cafede otururken bulunca, bir kere daha anladım ki, hayata temkinli olunamıyordu. Misafirdik ya, umduğumuz gibi değil, bulduğumuz gibi yaşayacaktık her şeyi.
Elimdeki bardakla oyalanıp dururken, birçok soru sordum kendime. İnsanlar bazı cümleleri öyle bilinçsizce ve öyle ezberden söylüyorlardı ki, hayat ansızın sözlüye kaldırdığında, anlamaz gözlerle bakıyorlardı. Ama bütün bunlara aldırmadan, hayatımdaki sonuçlara, içten içe, gururlarını okşayan sebepler yakıştırıyorlardı. Yalnızdım; unutamadığım biri vardı muhakkak. Onlar böyle düşündükleri için mi, yoksa böyle düşünmelerine sebep olduğum için mi kızgındım, bilmiyorum.
Büyük laflar ediyor, tutamayacakları sözler veriyorlardı. İçlerine sindiremedikleri bütün cümleler su yüzüne çıkıyordu bir anda. Bütün sebepleri, hayal güçlerine borçlu olduklarını farkettiklerinde, kendi kazdıkları kuyularda kayboluyorlardı. Aldırmıyordum artık. Yürümek istiyordum, oysa yağmur yağıyordu...

1 yorum:

Ozgur dedi ki...

çok güzel...