28 Ocak 2010 Perşembe

Dayan, rüsva etme beni...

Eski fotoğraflarda, dalgın, durgun, mutlu, üzgün, onlarca sen. Kimi artık neredeyse sana bile benzemeyen. "Bu fotoğrafı çektirdiğimiz gün..." diye başlayan anılar, saklandıkları yerden çıkıp bizi ziyarete gelen. Sanki yeni yaşamışız gibi heyecanlı gülüşmeler... İç çekmeler sonra. Ve iyi ki yaşanmış diye şükretmeler.
Bu kadar olamaz çünkü. Yani ayrılıklar, geç kalınmışıklar, yanlış anlaşılmalar ya da yanlışlıklar. Hayat sadece bu kadar olamaz. Vapurun ardı sıra uçuşan martılar, köpüren deniz; muzip bir gülümsemenin ışıldattığı gözler, yaşının kaç olduğunu bile farketmediğiniz. Bir güzel şarkı; şimdi gülümseyerek hatırladığınız, eski bir ağrı.
Belki çok sevdiğiniz bir koku, en olmadık zamanda çalınır burnunuza ya da kalabalıklar içinde biri, itişip kakışan insanların farkında bile değilmiş gibi, gülümseyerek yer verir. Nasıl olduğunuzu gerçekten merak eden biri, hatırınızı sorar ve siz, içinizden ne demek geliyorsa, onu söylersiniz. Kışın ayazında bahar havası estirirler üzerinizde. Tam da bahar özleminizin depreştiği yerde...



Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni... /Ahmet ARİF

2 yorum:

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Umut var edildikçe yürekte taze sevdalar hep var edilecektir. Kim ne kadar kırsa da, ayrılık yaşatsada, hayal kırıklığına uğratsada..herşeye inat, yine yeniden herşey için..

Mehmet Bilgehan Merki dedi ki...

Sevgili Tülay,
Çoğu zaman yorum bırakmasamda sayfanın devamlı ziyaretçisiyim. Kitap sütununu da sürekli izliyorum. günceyi bırakayım deme...Sevgiler